Nüfus ve Nüfus Sayımları

Belirli bir zamanda, sınırları belirli alanda yaşayan insan sayısına nüfus denir.

Ülkelerin toplam nüfusları nüfus sayımları ile belirlenir.

Belirli bir zamanda bir ülke sınırları içinde kişilere yönelik yapılan demografik, ekonomik ve sosyal verilerin toplanması ve bu verilerin değerlendirilmesi işlemine  nüfus sayımı denir.

Modern nüfus sayımları, ilk defa İskandinav ülkelerinde yapılmıştır.

Osmanlı Devleti'nde ise ilk kapsamlı nüfus sayımı II. Mahmut döneminde 1831 yılında yapılmıştır. Amaç; asker ve vergi yükümlülerini belirlemektir.

Nüfus Sayımları Yapışmasında Hedeflenen Amaçlar

Dünya Nüfusunun Tarihsel Değişimi

Nüfus bilimciler, insanlık tarihi boyunca 3 büyük sıçrama döneminin yaşandığını düşünmektedir.

Dünya nüfusu artmasına rağmen artış hızı, 1970 yılından günümüze kadar giderek azalmaya başlamıştır.

Nüfusun  Dağılışını Etkileyen Faktörler  

A. Doğal Faktörler

1. İklim : Yağışların fazla , kışların ılık geçtiği iklim bölgeleri sık nüfusludur. Kutup bölgeleri, çöller ve Ekvatoral bölgenin alçak kesimleri (Amazon- Kongo) elverişsiz iklim şartlarından dolayı seyrek nüfuslanmıştır.

Ülkemizde nüfusumuzun büyük bir kısmı iklim şartlarının elverişli olduğu  kıyı kesimlerde toplanmıştır.

2. Bitki Örtüsü : Sık ve gür ormanlık alanlar seyrek nüfuslanmıştır.

3. Yer Şekilleri : Dağlık ve yüksek sahalar seyrek nüfusludur. Engebeli yerlerde;

Ülkemizde; Menteşe yöresi, Taşeli Platosu, Teke Platosu, Biga ve Gelibolu yarımadaları ile Yıldız Dağları Bölümü  elverişli iklim şartlarına rağmen seyrek nüfusludur. Sebebi, yer şekillerinin engebeli olmasıdır.

Kıyıya paralel uzanan dağlar , kıyı ile iç kesim arasındaki ulaşımın zorlaştırmıştır. Ayrıca iç kesimlerin az yağış almasına ve iklimin  karsallaşmasına yol açmıştır.  Bu sebeplerden dolayı Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde nüfus kıyı kesimlerde toplanmıştır.

4. Toprak Özellikleri : Geniş ve verimli toprakların yer aldığı (alüvyal ovalar ile volkan dağları çevresi)  alanlarda nüfus sıktır. Ülkemizde bu alanların çoğunluğu delta ovalarıdır. Çukurova, Çarşamba, Bafra, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes ovaları bu sahaların başında gelir.

5. Su Kaynakları : Akarsu çevreleri su imkanı ve verimli tarım alanlarından dolayı sık nüfusludur. Bu genellemeye Ekvatoral bölge akarsuları (Amazon, Kongo) ile Kutup bölgesi akarsuları (Obi, Yenisey ve Lena gibi) uymaz.

Sık nüfuslu akarsu çevreleri; Nil, Fırat, Dicle, İndus, Ganj gibi.

6. Kara ve Deniz Dağılışı : Dünya nüfusunun büyük bir kısmı  Kuzey Yarım Küre’de toplanmıştır. Sebebi, karaların geniş alan kaplamasıdır.

B. Beşeri ve Ekonomik Faktörler

1. Sanayi: Sanayinin gelişmiş olduğu Avrupa ülkelerinde, Japonya’da ve ABD’nin doğusunda nüfus yoğundur.

Ülkemizde İstanbul , İzmit, Adapazarı, Bursa, İzmir, Adana gibi merkezlerde nüfusun yoğun olmasında sanayinin gelişmişliği etkilidir.

2. Tarım : Tarımsal faaliyetlerin gelişmiş olduğu yerler sık nüfusludur. Ör. Akhisar, Çukurova, Bafra ,Çarşamba gibi.

3. Yer altı Kaynakları : Yer altı kaynaklarının çıkarıldığı ve işlendiği yerler iş imkanından dolayı sık nüfusludur. Almanya’da Essen, ülkemizde ise Soma, Ereğli, Karabük, Seydişehir, Batman, Afşin-Elbistan örnek gösterilebilir.

4. Ulaşım : Ulaşımın gelişmiş olduğu yerlerde ticaret ve sanayi geliştiği için sık nüfuslanmıştır.

İstanbul, Ankara, Afyon, Adana, Eskişehir gibi merkezlerde sanayi ve ticari faaliyetlerin gelişmesinde işlek yollar üzerinde olması etlidir.

5. Turizm : Turizmin gelişmiş olduğu yerlerde mevsimlik  nüfus artışı görülür. Kıyı bölgelerimizde yaz döneminde,

Bursa-Uludağ, Bolu-Kartalkaya, Kayseri-Erciyes’ te ise kış döneminde nüfus artar.

6. Tarihi Faktörler: Geçmiş uygarlıklar döneminde önemli şehirler durumunda olan yerleşmeler, günümüzde de önemli nüfusa sahip şehirler durumundadır.

Ülkemizde; İstanbul, Bursa, Edirne, Konya, Kayseri, Sivas, Ş.Urfa ve Diyarbakır bu illerin başlıcalarıdır.

NOT: Bir ülkede nüfusun dağılışında doğal faktörlerin etkisi fazla ise o ülke gelişmemiştir.

NÜFUS YOĞUNLUKLARI

1. Aritmetik (Matematik ) Nüfus Yoğunluğu

2. Tarımsal Nüfus Yoğunluğu  

Yer şekillerinin  engebeli olduğu yerlerde tarımsal nüfus yoğunluğu fazla iken, ovalarda azdır.

Tarımsal nüfus yoğunluğu, Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde fazla iken, İç Anadolu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerinde azdır.

3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu:

Fizyolojik nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölge Marmara, en az olduğu bölgeler İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’dur.

Bilgi Notu:

Bir yerin matematik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasında fark fazla ise o yer dağlıktır.

NÜFUS ARTIŞI

Sınırları belli alanda, belli bir süre içinde nüfus sayısındaki değişime nüfus artışı denir. Nüfus artışı % veya ‰ olarak ifade edilir.

Nüfus miktarındaki değişimleri doğum ve ölüm oranları arasındaki fark belirler.

Bir yerde doğum oranlarının ölüm oranlarından fazla olmasıyla gerçekleşen nüfus artışına doğal nüfus artışı denir.

Doğum ve ölümlerin yanında göçlerle birlikte meydana gelen nüfus artışına ise gerçek nüfus artışı denir.

Bir ülke veya bölgede gerçek nüfus artışı doğal nüfus artışından az ise göç vermiş, daha fazla ise göç almıştır.

NÜFUS ARTIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Gelişmiş ülkelerde hayat standartlarının yüksek olması sebebiyle ortalama insan ömrü daha uzundur.

Az gelişmiş ülkelerde nüfus artış oranının yüksek olmasının en önemli nedeni doğum oranlarının yüksek olmasıdır.  

Dünyada nüfus artış hızı en fazla olan kıta Afrika Kıtasıdır.

Dünya genelinde kadın başına düşen bebek sayısı giderek azalmaktadır.

Türkiye’de Nüfus Artışı

Nüfus artış hızımızda en düşük değer binde 10,5 ile 1940-1945 yılları arasında olmuştur. Bunun başlıca sebebi II. Dünya Savaşı’na bağlı olarak 2 milyona yakın erkek  nüfusun askere alınmasıdır.

Nüfus artış hızımızda en yüksek  değer binde 28,5 ile 1955-1960 yılları arasında olmuştur. Bunun başlıca nedenleri ise  savaşlı yılların bitmesi, beslenme ve sağlık şartlarının iyileşmesi, sanayileşmeye bağlı olarak yaşam standardının yükselmesidir.

Nüfus artış hızımız zaman zaman dalgalanma gösterse de nüfusumuz sürekli olarak artmaktadır.

1985 sayım yılından sonraki dönemlerde nüfus artış hızımız düzenli olarak düşmüştür. Bu durum üzerinde;

Türkiye’de doğum oranları azalırken ölüm oranları da azalmakta, yani insan ömrü uzamaktadır.

Doğum oranı batı bölgelerimizde az iken doğu bölgelerimizde fazladır.

Hızlı Nüfus Artışının Olumsuz Etkileri

 Hızlı Nüfus Artışının Olumlu Etkileri

 Nüfus Artış Hızının Düşmesinin Olumlu Etkileri

 Nüfus Artış Hızının Düşmesinin Olumsuz Etkileri

 NÜFUS PİRAMİTLERİ

Herhangi bir yerin nüfus özelliklerini göstermede nüfus piramitleri kullanılır.

Nüfusun Yaş Yapısı  

Nüfus piramitlerinden faydalanarak nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı öğrenilebilir. Genel olarak;

0-14 yaş çocuk,

15-64 yaş grubu yetişkin (çalışan veya üretici),

65 ve daha yukarı yaş grubu ise yaşlı nüfus olarak kabul edilir.

0-14 yaş grubu ile 65 yaş üzeri nüfus bağımlı (tüketici) nüfustur.

Doğum oranı yüksek olan ülkelerde çocuk ve genç nüfus oranı fazla, yaşlı nüfus oranı ise azdır. Bu durumda; bağımlı nüfus oranı da yüksek olmaktadır.  Bu durum, genellikle az gelişmiş veya ekonomik kalkınmasını henüz gerçekleştirememiş ülkelerde görülmektedir

Doğum oranının az olduğu gelişmiş ülkelerde çocuk nüfus oranı çok düşük, orta yaş ve yaşlı nüfus oranı oldukça yüksektir. Bu tür ülkelerde çalışan nüfus oranı fazla olduğu için bağımlı nüfus oranı düşüktür. Gelişmiş ülkelerde hayat standartlarının yüksek olması sebebiyle ortalama insan ömrü daha uzundur.

Çalışan nüfus (15-64 yaş arası), hem kendi hem de çalışmayanların ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara bakmakla yükümlüdür.

Nüfusun yaş yapısını belirleyen en önemli etmen doğum oranıdır. Bunun dışında göçler, savaşlar ve salgın hastalıklar da bir ülkenin yaş yapısı üzerinde etkilidir.

Nüfusun Cinsiyet Yapısı

Nüfus piramitlerine göre nüfusun cinsiyet durumu da öğrenilebilir.

Dünya genelinde kadın ve erkek oranlarına bakıldığında,

gelişmiş ülkelerde  yaşlı nüfus içinde kadın nüfus oranının  daha fazla olduğu görülür.

Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde ise erkek nüfus oranı daha fazladır.

Göç veren ülkelerde veya bölgelerde kadın nüfusun, göç alan ülke veya bölgelerde ise erkek nüfusun fazla olduğu görülür. Ayrıca savaşlar da nüfusun cinsiyet yapısı üzerinde etkili olabilmektedir

İkizkenar Üçgen Piramit

Düzgün bir üçgene benzeyen bu piramit, yüksek doğum ve ölüm oranlarına sahip ülkelere aittir.

Sanayi Devrimi öncesi toplumların çoğu bu piramit örneğini yaşamıştır.

Günümüzde ise Bangladeş gibi yüksek doğum ve ölüm oranlarının yaşandığı ülkelerde görülmektedir.

Geniş Tabanlı Piramit  

Bu piramit, düzgün üçgen piramidine göre kenarları içe çökük bir özellik gösterir.

0-5 yaş grubundaki ölüm oranlarının azalmaya başladığı; ancak doğum oranlarının yüksek olduğu ülkelerin piramididir.

Bu tür piramitler, İran ve Nijerya gibi gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir.

 Dar Tabanlı Piramit

Bu piramit; arı kovanı şeklindedir. Düşük doğum ve ölüm oranlarının görüldüğü ülkelerin nüfus piramididir.

Düşük doğum oranları nedeniyle piramidin tabanı dardır. İngiltere ve İsveç gibi kalkınmış ülkeler buna örnektir.

 Çan Şeklindeki Piramit

Çan şeklindeki bu piramit, uzun bir zaman sürecinde düşük doğum ve ölüm oranlarından sonra doğum oranlarının arttığını göstermektedir.

ABD ve Kanada gibi ülkelere özgü bir piramittir.

Asimetrik Şekilli Piramit

Asimetrik şekilli bu piramit, doğum oranında hızlı bir düşüş görüldüğü, ölüm oranının da düşük olduğu piramit tipidir.

Japonya gibi büyük nüfus problemi yaşadıktan sonra hızla gelişen ülkelere özgü bir piramittir.

TÜRKİYE NÜFUSUNUN YAPISI  

YAŞ GRUPLARINA GÖRE DAĞILIŞI

Nüfusun yaş yapısı; nüfusun genel yapısı ve doğurganlık oranı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar.

Yukarıdaki piramide göre 0-24 yaş grubunu gösteren kesimin daha geniş olduğu görülmektedir. Bu durum ülkemizin genç nüfuslu olduğunu göstermektedir.

Nüfusumuzun en önemli özeliği genç ve dinamik yapı göstermesidir. Türkiye nüfusunun yarısı 28.8 yaşından (TÜİK 2009) küçüktür.

0-4 yaş grubundaki daralma ülkemizde son yıllarda doğum oranlarının azaldığını göstermektedir.

65 yaş ve  üzeri gruptaki artış yaşlı nüfusun artmaya başladığını ve ortalama yaşam süresinin uzadığını göstermektedir.

2.NÜFUSUN CİNSİYETE GÖRE DURUMU  

Türkiye’de kadın erkek nüfusu yıllara göre değişiklik göstermiştir.

I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye büyük oranda erkek nüfusu kaybına uğramıştır. Bu sebeple ilk nüfus sayımı yıllarında kadın nüfusu erkek nüfusundan daha fazladır.

Bir şehirde kadın ve erkek nüfus arasındaki farkı; sanayi, şehrin göç alıp vermesi, askerî birlik bulunup bulunmaması gibi faktörler etkiler.  

Marmara ve Ege  bölgeleri göç aldığından bu bölgedeki illerin çoğunda erkek nüfus fazladır. Buna  karşılık göç veren Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerindeki illerde ise genellikle kadın nüfusu fazladır.

3. ÇALIŞAN NÜFUSUN SEKTÖREL DAĞILIMI

15-64 yaş grubu nüfus çalışma çağındaki nüfus olarak kabul edilir. Bu nüfus dilimi içinde bir işle uğraşan nüfusa aktif (çalışan ) nüfus denir.

Gelişmiş ülkelerde tarım alanında çalışan nüfus oranı azdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında tarımda çalışan nüfusun oranı (1927 yılında %89,6) çok fazla iken , günümüze doğru tarım dışı sektörlerin gelişmesiyle bu oran azalmıştır.

2007 verilerine göre Türkiye’de çalışan nüfusun %27,1 ‘i tarım, %19,4 ‘ü sanayi ve %53,5 ‘i hizmet sektöründedir.

4.NÜFUSUN EĞİTİM DURUMU

1927 yılında 6 yaş ve üstü nüfus dikkate alındığında genel nüfusumuzun sadece %11'i okuryazarken  2000 yılında bu oran %88'e çıkmıştır. Erkek nüfustaki okuryazar oranı kadın nüfustaki orandan daha yüksektir.

5.KIRSAL VE KENTSEL NÜFUS  

Bir ülkenin kırsal alanlarında ve kentlerinde bulunan nüfus miktarları, o ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını yansıtan önemli göstergelerden biridir.

Gelişmiş ülkelerde kırsal nüfus oranı toplam nüfusun % 10'nunu geçmemektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında kırsal nüfus, toplam nüfusumuzun büyük kısmını oluşturuyordu. 1927'de ülkemiz nüfusunun % 75,8'i kır, %24,2'si şehir yerleşmelerinde yaşıyordu.

Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze doğru kırsal nüfus oranı sürekli olarak azalmıştır. Bunun en önemli sebebi, köyden kente olan göçlerdir.

İlk olarak 1980 yılında ülkemizde yapılan nüfus sayımında şehir nüfusu, kırsal nüfustan daha yüksek sayıya ulaşmıştır.

Göç alan bölgelerimizde kentsel nüfus oranı fazladır.

Kentsel nüfus oranı en fazla olan bölgemiz Marmara Bölgesi iken en az olan bölgemiz Karadeniz Bölgesi’dir.

GÖÇLERİN NEDEN VE SONUÇLARI

İnsanların doğal, ekonomik, sosyal ve siyasi sebeplerden dolayı yer değiştirmesine göç denir.

Göç olayı ülke sınırları içinde gerçekleşirse iç göç, ülkeler  ya da kıtalar arasında gerçekleşirse dış göç adı verilir.

Bazı göçler kişinin kendi  isteği ile gerçekleşir. Bunlara gönüllü göç denir.

Bazı göçler de kişinin kendi isteği dışında yapılır. Bunlara da zorunlu göç denir. Afrika Kıtası’ndan Amerika Kıtasına köle olarak götürülen kişilerin durumu zorunlu göçe örnektir.

GÖÇTE DOĞAL NEDENLER

GÖÇTE SİYASİ  NEDENLER

GÖÇTE EKONOMİK  NEDENLER

GÖÇTE SOSYAL NEDENLER

Geçmişte göç olayının temelindeki faktör, tarım ve hayvancılık açısından elverişli alanları elde etme isteğidir.

GÖÇ TÜRLERİ

KAVİMLER GÖÇÜ

4. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşen Kavimler Göçü, tarihteki en büyük kitlesel göç hareketlerinden biridir.

Dünya ikliminde meydana gelen değişim birçok kavmin yaşam alanı olan Orta Asya iklimini olumsuz yönde etkilemiştir. Bunun sonucunda oluşan kurak iklim, bu alanda yaşayan toplulukları, daha uygun iklim koşullarının hüküm sürdüğü bölgelere göç etmeye zorlamıştır.

Çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bu göç hareketi kavimlerin birbirini itmesiyle Avrupa’ya kadar ulaşmıştır.

Türklerin Orta Asya’dan göçünün en önemli sebebi, ana yurt topraklarının verimsizleşmesidir.

Hayvanlarını beslenmek ve ihtiyaçlarını karşılamak için, öncelikle verimli topraklara sahip ve nüfusu az olan komşu ülkelere göçler yapılmıştır.

Kavimler göçünün Avrupa tarihi üzerinde önemli sonuçları olmuştur.

Başlıcaları;

 YENİ DÜNYAYA OLAN GÖÇLER

15. yüzyılın sonuna doğru Kristof Klomb, Macellan ve Vasco dö Gama’nın yaptığı seyahatlerle artık dünyada bilinmeyen yer kalmadı.

Yeni keşfedilen topraklardaki kaynakların işlenmesi ve bu kaynakların ticari potansiyeli, bölgede Avrupalı ticaret kolonilerinin kurulmasına sebep oldu.

Özellikle İngilizler ve Fransızlar Kuzey Amerika’da, İspanyollar da Güney Amerika’da ticari koloniler kurdular.

MÜBADELE GÖÇLERİ

Lozan Barış Antlaşması’yla Türkiye ve Yunanistan arasında nüfus mübadelesi ve sözleşme protokolü imzalanmıştır. Buna göre Yunanistan’daki Türkler ile ülkemizdeki Rumlar yer değiştirmiştir.

Bu tip göçler Romanya ile Bulgaristan arasında da olmuştur.

BEYİN GÖÇÜ

Beyin göçü, ülkeler arasındaki gelişmişlik farkının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle, sınırlı kaynaklarıyla yetiştirdiği insanları kaybeden az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin kalkınmaları yavaşlamaktadır.

Ülkeler arasında beyin göçü özellikle 1960’lı yıllarda hız kazanmıştır.

İŞÇİ GÖÇLERİ

II. Dünya Savaşı’ndan sonra yıkılan Avrupa  ülkeleri önemli oranda işçi almıştır.

Türkiye'den yurt dışına işçi göçünün fazla olmasının başlıca nedenleri

DOĞAL AFETLERİN NEDEN OLDUĞU GÖÇLER

Kuraklık ,Erozyon, Sel, Heyelan, Volkanik olay, Deprem gibi sebeplerle yapılan göçlerdir. Örnek;

IV ve V. yüzyılda Hunların ve Moğolların Orta Asya’dan göç etme nedeni bu bölgede yaşanan kuraklıktır.

ABD’de Kaliforniya’da meydana gelen depremler sonucunda bir göç dalgası yaşanmıştır.

TÜRKİYE’DE İÇ GÖÇLER

İç göç, ülke sınırları içinde olur ve büyük kısmı kırsal bölgelerden kentlere doğru yapılır. İç göçte göç veren yerdeki itici faktörler ile göç edilen yerdeki çekici faktörler etkilidir.

İÇ GÖÇTE İTİCİ FAKTÖRLER

İÇ GÖÇTE ÇEKİCİ FAKTÖRLER

İç göçler daha çok Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinden, sanayileşmiş Marmara ve Ege bölgelerine doğru olmaktadır

İÇ GÖÇÜN SONUÇLARI

İÇ GÖÇÜ ÖNLEMEK İÇİN;

MEVSİMLİK İÇ GÖÇ

DIŞ GÖÇLER

Ülkemizden dış ülkelere olan göçlerin başlıca nedeni işsizliktir.

Türkiye'de dış göç hareketi 1960’tan sonra iş gücüne ihtiyaç duyan Batı Avrupa’nın sanayileşmiş ülkelerine gidişle başlamıştır.

Ülkemizden dış ülkelere olan bir başka göç ise beyin göçüdür.

Beyin göçü; iyi eğitim görmüş, nitelikli ve alanında yetişmiş bireylerin başka ülkeye göç edip yerleşmesidir.

TÜRKİYE’DE YERLEŞME

Türkiye, dünyanın en eski yerleşim alanlarından biridir.

Anadolu’nun coğrafi konumu, iklimi, su kaynakları, verimli tarım alanları tarih öncesi devirlerden günümüze çeşitli kültür ve medeniyetlerin kurulmasını sağlamıştır.

Ülkemizde yerleşmeler kır ve şehir yerleşmeleri şeklinde iki grupta toplanır.

Bu yerleşmelerin gruplandırılmasında;

KIR YERLEŞMELERİ

Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu, az nüfuslu yerleşmelerdir.

Kırsal yerleşmeler köy altı yerleşmeleri ve köyler  şeklinde iki grupta toplanır.

KÖY ALTI YERLEŞMELERİ

Beşeri ve ekonomik nedenlerle köylerden ayrılanların kurduğu köyden daha küçük yerleşim birimleri köy altı yerleşmelerini oluşturur. Köy altı yerleşmelerin bir kısmı geçici (mevsimlik) iken, bir kısmı devamlı yerleşmeler halindedir.

Köy altı Yerleşmelerin Ortaya Çıkmasında;

DAİMİ KÖY ALTI YERLEŞMELERİ

1.MAHALLE

Mahalle, köyden ayrılmış, fakat idari fonksiyonu olmadığı için ayrı bir köy sayılamayan yerleşme üniteleridir. Bunlar devamlı yerleşmelerdir, gelişerek büyüyebilirler.

Mahalleler; Batı Karadeniz, Batı Anadolu, Akdeniz ve Marmara’da yaygındır.

2.ÇİFTLİK

Geniş tarım alanları üzerinde  bir veya birkaç ailenin hem geçimini hem de ikametini sağlayan bir yerleşme şeklidir.

Bunların bazılarında tarım, bazılarında hayvancılık, bazılarında ise her iki faaliyet birlikte yapılır. Trakya, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’da yaygındır.

3.MEZRA

Ekonomisi daha çok tarımdır. Yüksek yerlerde hayvancılık faaliyetleri yoğunluk kazanır.

Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ile Doğu Karadeniz’de yaygındır.

4.DİVAN

Divan, birkaç mahallenin tek muhtarlık olarak birleştiği kır yerleşmeleridir. Özellikle Batı Karadeniz’de yaygındır.

GEÇİCİ KÖY ALTI YERLEŞMELERİ

1.YAYLA

Köye bağlı yerleşme birimleri içinde en yaygın olanı yayla yerleşmeleridir. Yaylalar yaz döneminde halkın hayvanlarını otlatmak için çıktıkları alanlardır.

Geleneksel yaylacılık anlayışı günümüzde değişmeye başlamıştır. Kuzey Anadolu dağlarının denize bakan yamaçlardaki yaylalar turizme açılmıştır.

Yayla turizminin gelişmesiyle birlikte buralarda lüks konutlar ve oteller çoğalmıştır. Benzer değişim Toroslar ve Ege Dağları üzerindeki yaylalarda da görülür.

Toros Dağları’ndaki yayla yerleşmeleri sıcaklardan korunmak amacıyla sayfiye (yazlık) olarak kullanılmaktadır.

2.OBA

Oba, göçebe çobanların çadırlarından oluşan yerleşmelerdir.

Batı ve Güneydoğu Toroslar ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da yaygındır.

3.KOM

Kom, hayvancılık için otlak alanlarına bağlı olarak çoğunlukla yazın kullanılan, köye bağlı yerleşmelerdir.

Komlara en fazla  Doğu Anadolu rastlanır.

4.AĞIL

Ağıl, küçükbaş hayvanların gecelemesi için yapılmış olan, etrafı çit yada taş duvarla çevrili yerlerdir. Ağıl yerleşmelerine Türkiye’de hayvancılık yapılan bütün yerlerde rastlanır.

5.DAM

Hayvancılık ön planda olup küçük çapta tarım işleri de yapılmaktadır. Yurdumuzda Ege Bölgesi, Göller Yöresi, Gökçeada ve Bozcaada’da görülür.

6.BAĞ EVİ

Bağ evi, bağcılık faaliyetinin yapıldığı birçok bölgemizde yer alan yerleşmelerdir. Bağ bozumundan sonra terk edilir.

7.DALYAN

Balık üretimi yapılan ve birkaç barınaktan oluşmuş yerleşmelere dalyan denir. Ege ve Akdeniz Bölgelerinde yaygındır.

KÖYLER

Nüfusu 2000'i aşmayan kır yerleşmelerinin en büyüğüne köy denir. Köyler, cami, okul, yayla, orman gibi malları bulunan ve toplu veya dağınık oturan insanların bağ, bahçe ve tarlaları ile birlikte oluşturdukları yerleşmelerdir.

Köyün yönetiminin başında muhtar bulunur.

Ülkemizdeki köyler yerleşme dokularına göre, toplu ve dağınık yerleşmeler şeklinde iki gruba ayrılır.

1.TOPLU KÖY YERLEŞMELERİ

Evlerin birbirine yakın olduğu köy yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmeler genelde arazinin düz olduğu ve su kaynaklarının sınırlı olduğu yerlerde görülür.

2.DAĞINIK KÖY YERLEŞMELERİ

Evlerin birbirinden uzak olduğu köy yerleşmeleridir. Bu tür yerleşmeler genelde arazinin engebeli olduğu ve su kaynaklarının bol olduğu yerlerde görülür. En yaygın Karadeniz Bölgesi’nde görülür.

MESKEN TİPLERİ

1.AHŞAP EVLER

Türkiye’de ahşap meskenler daha çok ormanların fazla olduğu bölgelerdeki kırsal yerleşmelerde görülür. Özellikle Karadeniz Bölgesi’ndeki kırsal yerleşmelerde bu tür meskenler daha yaygındır.

Ahşap meskenlerin bir başka şekli de hımış adı verilen meskenlerdir. Bu meskenler ahşap iskeletin arasının taş ve kerpiç kullanılarak doldurulmasıyla yapılır.

2.TOPRAK EVLER

İç bölgelerimizde yağışın yetersiz olması sebebiyle ev yapımı için yeterli ağaç yoktur. Bu sebeple yapı malzemesi olarak toprak kullanılır. Toprak evlerin en yaygın tipi kerpiç evlerdir. Ülkemizde bu tür meskenler iç bölgelerimizde yaygındır.

3.TAŞ EVLER

Ülkemizde yüksek yayla ve dağlardaki kırsal meskenler genelde taştan yapılmıştır. Bölgelerin arazi yapılarındaki taş türlerine göre çeşitli taş meskenler ortaya çıkmıştır

Akdeniz Bölgesi’nde kalker, Nevşehir (Ürgüp, Göreme ve Avanos) çevresinde volkan tüfleri, Doğu Anadolu’da andezit ve bazalt  gibi taşlar konut yapımında kullanılan taşlardır.

4.BETONARME EVLER

Son yıllarda gelişen teknoloji ve ekonomik durumun iyileşmesi gibi nedenlerle kırsal kesimde de betonarme evler giderek artmaktadır.

ŞEHİR YERLEŞMELERİ

Nüfusu 10 binden fazla olan yerleşmeler ya da çalışan nüfusunun yarıdan fazlası tarım dışı sektörlerle uğraşan yerleşmeler şehir olarak adlandırılır.

Şehirler nüfuslarına ve fonksiyonlarına göre sınıflandırılır.

NÜFUSLARINA GÖRE ŞEHİRLER

1.KÜÇÜK ŞEHİR

 Nüfusu 10 000 ile 100 000 arasında olan şehirlere küçük şehir denir. Türkiye’deki şehir nüfusunun yaklaşık %8’i bu tür küçük şehirlerde yaşamaktadır.

2.ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER

Nüfusu 100 001 ile 500 000 arasında olan şehirler orta büyüklükte şehirler olarak adlandırılır.

3.BÜYÜK ŞEHİR

Nüfusu 500 001 ile 1000 000 arasında olan şehirler büyük şehir olarak adlandırılır.

Türkiye’de şehir nüfusu hızla artmasına rağmen büyük şehir sayısı azdır.

4.METROPOLİTEN ŞEHİR

Günümüzde sanayileşmenin etkisiyle kırsal nüfus şehirlere göç etmiş ve bunun sonucunda nüfusu 1 milyondan fazla metropoliten şehirler  meydana gelmiştir.

5. MEGAKENT

Nüfusu 10 milyondan fazla olan şehirlere de megakent denir. Ülkemizin tek megakenti İstanbul’dur.

FONKSİYONLARINA GÖRE ŞEHİRLER

Bir şehrin gelişmesinde etkili olan faktör o şehrin fonksiyonunu oluşturur.

Şehirlerin fonksiyonlarına göre sınıflandırılmasında ekonomik, idari, askerî, kültürel özellikleri dikkate alınır.

Şehirlerin bazılarında yalnızca bir fonksiyon gelişmişken bazılarında ise birden fazla hâkim fonksiyon etkilidir.

1.TARIM ŞEHİRLERİ

Tarımsal etkinliklerin ön plana çıktığı şehirlerdir. Bu şehirlerde çoğunlukta tarıma dayalı küçük sanayi kolları da bulunur.

Karadeniz'de Giresun, Rize, Bayburt, Düzce, Bafra-Samsun, Niksar ve Erbaa-Tokat, Amasya, Çorum, Kastamonu

Marmara Bölgesi’nde;  Yalova, Kırklareli, İnegöl-Bursa, Bilecik

Ege'de alüvyal ovalarda kurulmuş bulunan Akhisar, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Bergama, Ödemiş, Bayındır, Söke ve Tire,

Akdeniz'de; Kadirli-Osmaniye, Ceyhan-Adana, Burdur ve Mut-Mersin,

İç Anadolu'da; Karaman, Aksaray, Akşehir, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde,

Doğu Anadolu'da; Iğdır, Erzincan, Ağrı, Kars ve Muş

Güneydoğu Anadolu'da; Ş.Urfa, Diyarbakır, Mardin

2.TİCARET ŞEHİRLERİ

Bir şehrin ticaret şehri olmasında şehrin önemli ulaşım yolları üzerinde de bulunması gerekir. Bunun yanında yerleşmede ticari değeri olan üretim de yapılmalıdır.

Büyük ölçekli ticaret merkezleri grubunda İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Gaziantep ve Adana gibi kentlerimiz yer alır.

Bazı şehirlerimiz bulundukları bölgeyi ve yakın çevresini etkileyen ticaret şehirleri şeklindedir. Başlıcaları; Bursa, Konya, Eskişehir, Kayseri, Samsun, Trabzon, Antalya, Isparta, K.Maraş, Malatya, Elazığ, Erzurum, Şanlıurfa ve Diyarbakır’dır.

3.ULAŞIM ŞEHİRLERİ

Ulaşım, ticaret, hizmet ve sanayi sektörleri gelişmiş. Büyümesinde ulaşım hizmetleri etkilidir. Kavşak noktaları ve işlek yolların üzerinde yer alır. İstanbul, Ankara, Eskişehir, Konya, Mersin, Gaziantep örnek olarak verilebilir.

4.SANAYİ ŞEHİRLERİ

Şehrin gelirinde sanayi ürünlerinin payının önemli olduğu yerleşmeler bu gruba girerler.

Örnek olarak, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, İzmir, Denizli, Adana, İskenderun (Hatay), Gaziantep, Batman, Karabük, Karadeniz Ereğli, Eskişehir, Kırıkkale ve Seydişehir (Konya) verilebilir.

5.MADEN ŞEHİRLERİ

Belirli bir madenin çıkarıldığı ve işlendiği yerlerdir. Başlıca maden şehirlerimiz; Zonguldak, Soma (Manisa), Yatağan (Muğla), Tavşanlı, Tunçbilek (Kütahya), Seydişehir (Konya) , Afşin-Elbistan ( K.Maraş) ve Murgul (Artvin)dir.

6.TURİZM ŞEHİRLERİ

Bazı şehirlerimiz gelirini önemli ölçüde turizmden sağlarlar. Turizm ulaşım, ticaret, inşaat gibi pek çok diğer sektörü de canlandırır.

İstanbul, Bursa, Çeşme (İzmir), Pamukkale (Denizli), Kuşadası (Aydın), Marmaris, Bodrum, Fethiye (Muğla), Ürgüp- Göreme (Nevşehir), Antalya ve Alanya ülkemizin önemli turistlik şehirleri arasındadır.

7.İDARİ ŞEHİRLER

Ülkemizin en büyük idari şehri Ankara'dır. Ankara'nın büyüyüp gelişmesinde başşehrimiz olması önemli rol oynamıştır. Şehirde birçok resmi kuruluşun  yanısıra yabancı ülkelerin elçilikleri, konsolosluklar bulunmaktadır.

Geçmişte başkentlik yapmış olan Bursa, İstanbul, Edirne ve Konya gibi şehirlerin gelişmesinde idari fonksiyonları etkili olmuştur.

8.ASKERİ ŞEHİRLER

Bazı şehirlerimizde veya yakın çevrelerinde büyük askeri birlikler ve binlerce asker bulunmakta ve bu duruma bağlı olarak şehrin üretim ve tüketiminde önemli artışlar olmaktadır.

Polatlı (Ankara), Gölcük(Kocaeli), Sarıkamış (Kars), Erzurum, Erzincan, Konya ve Malatya gibi şehirlerin gelişmelerinde askeri fonksiyonun da önemli payı vardır.

9.KÜLTÜREL ŞEHİRLER

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Bursa aynı zamanda kültürel faaliyetlerin, çeşitli eğitim ve sağlık kuruluşlarının, basın-yayın tesislerinin de yoğunlaştığı şehirlerdir. Söz konusu kültürel etkinlikler şehrin gelişmesinde önemli rol oynarlar.

HİNTERLANDIN ŞEHRİN GELİŞMESİNE ETKİSİ

Hinterland (Art Bölge); bir limanı ekonomik olarak besleyen ve limanla etkileşen alandır.

Bir limanın art bölgesindeki sanayi tesisleri, ticari fonksiyonları, tarım alanları, enerji kaynaklarının yayıldığı alanı ne kadar genişse liman da o oranda gelişir.

Trabzon Limanı’nın hinterlandı Doğu Karadeniz, İstanbul Limanı’nın hinterlandı bütün Türkiye'dir.

Sinop Limanı Karadeniz Bölgesi’nin tek doğal limanıdır. Ancak bölgedeki Samsun, Trabzon limanları kadar gelişmemiştir. Sebebi, hinterlandının dar olmasıdır.


Ergül     ALAMAN-  alaman20@gmail.com    0505 7910603